Üni FM ve Bayburt Üniversitesi’nin ortak projesi olan "Bi’lumum Bi’lim" programı, bu hafta insanın iç dünyasına ışık tutan derin bir sohbete ev sahipliği yaptı. Moderatörlüğünü Talat Saka’nın üstlendiği programın konuğu, Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özkan oldu. Yaklaşık 14 yıldır Bayburt’ta görev yapan ve tasavvuf alanındaki çalışmalarıyla tanınan Özkan, modern insanın en büyük çıkmazı olan "anlam arayışı" üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
"İnsan Sadece Fiziki Bir Varlık Değildir"
Programın merkezinde yer alan "İnsan nedir?" sorusuna yanıt veren Doç. Dr. Ahmet Özkan, insanın kainattaki diğer canlılarla kıyaslandığında fiziksel olarak "en güçlü" ya da "en hızlı" varlık olmadığını hatırlattı. İnsanın asıl üstünlüğünün Allah’ın ona yüklediği misyonda gizli olduğunu belirten Özkan, "Bizim üstünlüğümüz bedenimizde değil, ruhumuza üflenen ilahi cevherdedir. Tasavvuf, bu cevheri bulma ve işleme yolculuğudur," dedi. Kur’an-ı Kerim’deki yaratılış kıssalarına atıfta bulunan Özkan, Hz. Adem’in cennette yaratılıp yeryüzüne gönderilmesinin, insanoğluna "asıl vatanını unutma" mesajı verdiğini vurguladı.
Kâmil İnsan Olma Sanatı ve Nefis Terbiyesi
Tasavvufun bir "insan yetiştirme sanatı" olduğunu ifade eden Özkan, "İnsan-ı Kâmil" kavramının sadece teorik bir bilgi olmadığını, bizzat yaşanması gereken bir süreç olduğunu belirtti. Nefis terbiyesini bir avuç toprağın işlenerek sanat eserine dönüşmesine benzeten Özkan, şu önemli detayları paylaştı:
-
Seyr-i Süluk Süreci: Bu yolculuğun sabır istediğini ve bireysel bir eğitim gerektirdiğini ifade eden Özkan, tasavvuf tarihçisi olarak 7-8 yıldan az süren bir olgunlaşma süreci görmediğini belirtti.
-
İstikamet Meselesi: "Oldum demek, öldüm demektir" uyarısıyla, manevi gelişimin son nefese kadar süren bir istikamet mücadelesi olduğunu hatırlattı.
-
Aklın Rolü: Sufi geleneğinde aklın görevinin vahyi anlamak olduğunu söyleyen Özkan, aklın kalple birleşmediği sürece insanı tam hakikate ulaştıramayacağını savundu.
"Hız ve Haz Çağında Yavaşlamalıyız"
Günümüz dünyasındaki dijitalleşme ve tüketim çılgınlığına da değinen Doç. Dr. Ahmet Özkan, modern insanın "haz ve hız" kıskacında olduğunu ifade etti. İnsanların artık 24 saatini bile değerlendiremediğini, dijital içerikler arasında savrulduğunu belirten Özkan, "Yavaşlamaya, durup düşünmeye ve kendimize dönmeye ihtiyacımız var. Tefekkür etmeden, murakabe yapmadan gerçek huzuru bulmak mümkün değil," dedi.
Programın sonunda Bayburt halkına ve dinleyicilere seslenen Özkan, insanın kendi özünü tanımasının Allah’ı tanımanın anahtarı olduğunu belirterek; tebessümün, iyiliğin ve kulluk bilincinin hayata yayılması gerektiğini vurguladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: