Üni FM’de yayınlanan ve Talat Saka’nın moderatörlüğünü yaptığı Bilimum Bilim Programı’na, Bayburt Üniversitesi öğretim üyesi Doçent Doktor Alperen Tozlu konuk oldu. Programda, yenilenebilir enerji teknolojileri, Türkiye’nin enerji politikaları ve Bayburt’un mevcut durumu bilimsel veriler ışığında değerlendirildi.
Doç. Dr. Tozlu, yenilenebilir enerjinin artık bir tercih değil, artan enerji ihtiyacı, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik hedefleri nedeniyle bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Konuşmasında, termodinamiğin birinci kanununa atıfta bulunarak enerjinin yoktan var edilemeyeceğini, sadece tür değiştirdiğini hatırlattı.
Fosil yakıtların sınırlı olduğuna dikkat çeken Tozlu, bu nedenle dünyada son 50 yıldır güneş, rüzgar, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle, biyogaz, hidrojen, dalga ve gelgit enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelimin hızlandığını belirtti. Türkiye’nin özellikle güneş enerjisi potansiyeli açısından avantajlı bir coğrafyada bulunduğunu vurguladı.
Verilen bilgilere göre, güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı 2014–2015 yıllarında %0,1 iken, 2024 itibarıyla %8,7’ye yükseldi. Rüzgar enerjisinin ise %10,4’lük payla güneşten daha yüksek bir üretim kapasitesine sahip olduğu ifade edildi.
Yenilenebilir enerji sistemlerinin çevreyi kirletmemesi, tükenmez olması ve yerli kaynak sağlaması gibi önemli avantajlar sunduğunu belirten Tozlu, bu durumun enerji ithalatını azaltarak ülke ekonomisine katkı sağladığını söyledi. Yerli güneş panellerinin üretimiyle birlikte, santrallerin geri dönüş süresinin 3–7 yıla kadar düştüğü aktarıldı.
Bayburt özelinde de değerlendirmelerde bulunan Tozlu, şehrin Türkiye’de en az elektrik tüketen illerden biri olmasına rağmen tükettiğinin 1,76 katı elektrik ürettiğini ifade etti. Bayburt Üniversitesi’nin 2017’den bu yana faaliyette olan 1 MW’lık tesisiyle elektrik ihtiyacının %60’ını karşıladığı bilgisi paylaşıldı.
Hidroelektrik santrallerde Türkiye’nin güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirten Tozlu, Atatürk Barajı’nın 2400 MW ile Türkiye’nin en büyük enerji üretim tesisi olduğunu söyledi. Biyokütle tesislerinde ise asıl amacın enerji üretiminden ziyade atık bertarafı olduğuna dikkat çekti.
Geleceğin enerji teknolojisi olarak hidrojen enerjisinin öne çıktığını belirten Tozlu, hidrojenin depolanabilir ve taşınabilir olması sayesinde ulaşımdan ısıtmaya kadar geniş bir kullanım alanı sunduğunu ifade etti. Ancak yenilenebilir enerji yatırımlarının ilk maliyetlerinin yüksek olabildiğini, Bayburt’taki katı atık tesisinin bölgesel ısıtmaya entegre edilmesinin yaklaşık 2,5 milyon Euro yatırım gerektirdiğini söyledi.
Programın sonunda ise enerji israfının önlenmesi gerektiği vurgulanarak, bilinçli enerji tüketiminin hem çevresel hem de ekonomik açıdan toplumsal iyileşmeye katkı sağlayacağı ifade edildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: