Yılın son günleri yaklaşırken sokaklarda, iş yerlerinde, okullarda ve hatta dijital dünyada bile görünmez bir telaş büyüyor. Herkes bir şey yetiştiriyor gibi… Hesaplar kapanıyor, projeler tamamlanıyor, beklentiler yeniden düzenleniyor. Fakat bütün bu koşturmacanın tam ortasında en çok ihmal ettiğimiz şey, kendi zihinsel sağlığımız oluyor.
Yıl sonu, artık takvimin bize yönettiği bir dönem değil; biz takvimi yönetmeye çalışırken yorulan tarafı çoktan unuttuk. Tükenmişlik hissi, sanki hepimizin omzuna aynı anda oturmuş bir gölge gibi. Upuzun yapılacaklar listeleri, bitmeyen toplantılar, yetişmesi gereken ödevler, kapanması gereken dosyalar… İnsan bazen durup düşünmek istiyor:
“Bu hız, gerçekten gerekli mi?”
İşin daha da ilginç yanı, bütün bu fiziksel ve mental yorgunluğun üzerine bir de dijital yorgunluk yükleniyor. Sosyal medya, artık sadece boş zaman aktivitesi değil; dikkatimizin en büyük tüketicisi. Bildirim sesleri, mention uyarıları, yeni mesajlar, yeni içerikler, yeni trendler…
Bizi bir türlü yalnız bırakmayan dijital bir kalabalığın içindeyiz.
Günümüzün insanı, çoğu zaman dinlenirken bile dinlenemiyor. Telefonu sessize almak bir lüks; bildirimleri kapatmak neredeyse bir cesaret işi. Çünkü bir yerlerde bir şey kaçırma ihtimalimiz, zihnimize küçük bir panik sinyali gönderiyor.
“Ya bir şey olduysa?”
Bu soru bile tek başına yorgunluk sebebi.
Sonunda farkında olmadan dijital tükenmişlik yaşıyoruz. Konsantrasyon düşüyor, uyku düzeni bozuluyor, zihinsel dağınıklık artıyor. Bir bakıyoruz; sosyal medya sadece zamanımızı değil, enerjimizi de yemiş.
Oysa yıl sonu dediğimiz dönem, kendimizi yenilemek için en uygun zamanlardan biri olmalı. Durup nefes aldığımız, geri çekilip değerlendirdiğimiz, dijital hayatla gerçek hayat arasındaki çizgiyi yeniden çizdiğimiz bir zaman…
Bazen en iyi yapılacak şey, ekranı kapatmak, telefonu kenara bırakmak, yapılacaklar listesini ertelemek ve sadece bir bardak sıcak çay eşliğinde derin bir nefes almaktır.
Çünkü unutmayalım:
Yeni yılın bize neler getireceği kadar, bizim kendimize ne getirdiğimiz de önemlidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: