Kadim şehir Bayburt, yiğitler şehri Bayburt... Tarihi ve kültürüyle bütünleşen; hiçbir değerini yitirmeden, deforme olmadan günümüze kadar adının hakkını veren Bayburt.
"Kadim şehir" ifadesi, tarihsel kaynaklara göre genellikle "zengin yurt", "bey yurdu" veya "soylu yurt" anlamlarını taşır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme'sinde belirttiği üzere, "Bay" (zengin/bey) ve "Yurt" (bölge) kelimelerinin birleşmesiyle Bayyurt/Bayburt ismini alan bu kadim şehir; varlıklı ve güvenilir bir yer olarak bilinmektedir. Bayburt’umuzun birçok medeniyete ev sahipliği yapması; geçmişten günümüze kadar kültürünü ve yaşam tarzını asimile olmadan koruması, başlı başına büyük bir başarıdır.
Ülkemizde Bayburt; tarih ve kültür bakımından Türk tarihinin izlerini taşıyan eşsiz bir şehir olması sebebiyle, halkın memleketini sahiplenmesi ve değerlerine sahip çıkması konusunda her zaman öncü olmuştur. Bir Bayburtlu, gurbette büyük bir gururla "Ben Bayburtluyum" diyebilmektedir.
Çoğumuzun duyduğu o güzel anıdan bahsetmek isterim: Yıllar önce İstanbul’a çalışmaya giden bir amcamız, İstanbul Boğaz Köprüsü’nü görünce "Ey gözünü sevdiğimin İstanbul’u, büyüdükçe Bayburt’un Çoruh’una ne kadar da çok benziyorsun!" demiştir. Bu cümle, aslında amcamızın memleketimize olan aşkını, sevgisini ve derin özlemini dile getirmektedir.
Memleketimiz 1950’lerin başında, gerek Almanya ve Fransa’ya gerekse de ülkemizin çeşitli vilayetlerine verilen göçler nedeniyle nüfus kaybına uğramıştır. Bu durum, gurbetçi sayısının artmasıyla beraber, şehre olan uzaklığın da etkisiyle “sıla” hasretini daha da tetiklemiştir.
İçimizden çıkan eşsiz bir kalem üstadı olan Şair Bayburtlu Zihni’nin dizeleriyle, sizlere Bayburt’a olan özlemimi dile getirmek isterim. "Uzun müddet haber yoktur sılamdan" diyerek başladığı şiirde, gurbetin zorluğunu kâğıda dökmesi bizlerin duygularına bir merhem olmuştur:
Uzun müddet haber yoktur sılamdan,
Her posta geldikçe gönlüm yerinir.
Haber yok evlâd ü ayâl, anamdan,
Can postanelere varır sürünür;
Kör olsun gurbetin kahrı, bitmedi.
"Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş" diyerek başladığı o şiiri ise bizlere ayrı bir hüzün verir. Memleket özlemi ve sıla hasreti, Bayburtlu’nun yüreğinde hep çok derin bir yer tutmuştur:
Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş,
Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı;
Camlar şikest olmuş, meyler dökülmüş,
Sâkiler meclisten çekilmiş ayağı;
Hangi dağda bulsam ben o maralı?
Yorumlar
Kalan Karakter: